Ücreti Ne Kadar?

24 Mart 2010 Inci  
Kategori: Şiirler

Soğuk bir kış gecesinde eve dönerken, sarhoşa benzeyen bir adam gördüm. Bir sağa bir sola yalpalıyordu. Ve yanındaki direğe sarılmıştı. Bir vitrine bakıyormuş gibi yaparak göz ucuyla onu seyrettim. Otuz yaşın üstünde olmalıydı. Kendisine biraz daha sokuldum. Üstü başı son derece temizdi. Yanındn geçen bazı kişiler, yüksek sesle konuşarak içki içmenin kötülüğünden bahsediyor, bazıları da alay edip gülüyorlardı. Yavaşça yanına gidip: – İyi misiniz? diye sordum. Bir ihtiyacınız var mı? Dudaklarından, iniltiye benzeyen tek bir kelime çıktı: – Hastayım!.. Düşmemesi için, bir kolumu beline dolayarak taksi beklemeye koyuldum. Akşam vakitlerinde kesilen kar yağışı tekrar başlamış ve yavaş yavaş buzlanmaya başlayan yollarda, birbiriyle yarışan sokak köpeklerinin dışında bir hayat emaresi kalmamıştı. Araba bulmaktan ümidimi kestiğim sırada, yanımda bir taksi duruverdi. Şoföre durumu anlatarak acele etmemiz gerektiğini söyledim. Hastamızı arka koltuğa yatırarak hastaneye götürdük ve verilen serum tamamlanana kadar başucunda bekledik. Nöbetçi doktor, hastayı en azından donmaktan kurtardığımızı ifade ediyor, genç adam ise, henüz konuşamadığı için, bize bakıp gülümsemekle yetiniyordu. Şoför de yanımdaydı… Hastamız bir süre sonra kendine geldi. Onu tekrar arabaya bindirip evine götürdük. Hastamızın eşi, onun sık sık şeker komasına girdiğini bildiğinden müthiş bir paniğe kapılmış ve oğlunu da alarak sokağa fırlamıştı. Bizi görünce koşarak yanımıza geldiler ve büyük bir sevinç içinde kucaklaştılar. Saatlerce süren yorgunluğumuzdan eser bile kalmamış, bize nasıl teşekkür edeceğini şaşıran o ailenin mutluluğu karşısında gözlerimiz dolmuştu. Ellerimize sarılarak bizi uğurladıklarında, şoföre borcumu sordum. Başını sallayarak: – Borçlu değil, alacaklısın dostum!.. dedi. Çünkü böyle bir iyiliğe beni de ortak ettin. Ama belki de yirmi yıldır ağlamayı unutan bir adama bu güzel duyguyu hatırlattığın için, alacaklı duruma düştün. O mert adamla kucaklaşıp ayrılırken, gecenin ayazını hissetmiyor ve evime yürüyerek dönmek istiyordum. Kim bilir? Belki de yolumun üzerinde, yardımımı bekleyen bir insan daha bulabilirdim.

Aşkın Hikayesi

24 Mart 2010 Inci  
Kategori: Şiirler

 Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş.Zenginlik, “Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.” Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş: “Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir” o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.” Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş: “Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir”

ÖLürsem!

09 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

Kalan da Giden Kadar Suçludur!

09 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

Arkasından ağıtlar yaktığımız sevgililer, şiirlere, şarkılara dökülmüş beddualar, hep gidene söylenen acı sözler, ne varsa ayrılığa dair gidene söylenmiştir. İnsanın aklına Nasrettin Hoca’nın fıkrası geliyor. Hırsızın hiç mi suçu yok?

Kalan da Giden Kadar Suçludur!

 

Kalan da Giden Kadar Suçludur!

Veryansın ederiz ya bırakıp gidene, ne vefasızlığı kalır, ne nankörlüğü, söylenir dururuz peşi sıra. Canımızın acısından belki ağzımızdan çıkan kelama bakmıyoruzdur. Ne dediğimizin farkında değilizdir. Belki de gerçekten tek suçlu onu görürüz. Oysa, kalan da giden kadar suçlu değil midir? Bir aşk bittiyse, bu tek tarafın üstüne yüklenebilir mi?

Saçını süpürge etmiştir kadın, erkek ne yaptıysa yaranamamıştır. Kadir kıymet bilmez eski sevgili, arkasına bile bakmadan yürüyüp gitmiştir. Allah onu nasıl biliyorsa öyle yapsın, değil mi? Yapsın yapmasına ama bir kere de dönüp kendimize baksak, biraz da kendimizi eleştirsek olmaz mı? Hepimiz kadı kızı mıyız?

Zaten toplum olarak biraz alınganızdır. Eleştiriye hiç gelemeyiz. En ufak sözde kavga edebilir, en basit cümlede silaha sarılabiliriz. Her şeyi tam ve doğru yaptığımıza inanır, bizden iyisinin Şam’da kayısı olduğunu düşünürüz. En büyük çelişkimiz ise şudur; bir toplum hem kendini bu kadar sevip, aynı zamanda kendinden bu kadar nasıl nefret edebilir? Yüzleşmek en zor yaptığımız, hatta mecbur kalmazsak asla yapmayacağımız bir harekettir. En iyi kendimizden kaçmayı beceririz ama bizden gidenlerin neden gittiklerini hiç düşünmeyiz. Sonuç odaklıyız, nedenleri bizi ilgilendirmez. Genetiğimizde de bu düşünce biçimi ve davranış şekli kayıtlı olduğundan, ilişkilere bakışımız da duruma uygun oluyor elbette!

İnsan sevdiğinin gidişine anlam veremediğinde, sorunun karşı tarafta olduğuna emindir. Elinizden geleni yapmış, onu yere göğe koyamamış, başınızın üstünde taşımış, bir dediğini iki etmemiş olabilirsiniz. Kışın üşümesin, yazın terlemesin, aç kalmasın diye hep onu düşünmüş olma ihtimaliniz de yüksektir. Bu durumda sevgiliden çok annesine benzediğinizi far ettiniz mi?

İlgisizlik, ihanet ve daha yazabileceğim pek çok sebep ilişkilerin bitmesini sağlar. Siz kusursuz bir aşıktınız, bir kadının verebileceği her şeyi ona verdiniz ama tatminsiz adam yetinmedi. Belki de suçunuz Bayan Mükemmel olmaktı. Karşınızda Bay Mükemmel yoksa, sizi taşımak da pek kolay olmasa gerek.

İlişkimizin bitişinde suçun bir kısmını da kendimiz üstlenebiliyorsak ne ala, yok kabahati hep karşıda buluyorsak, oturup biraz daha düşünmekte fayda vardır. Her zaman vermek, üstüne titremek, fazla çabalamak, üstünüze düşmeyeni de yapmak, ilişkinize faydadan çok zarar getirebilir. İyi niyetle yaptığınız bazı hareketler, siz farkında olmasanız da, sevgilinizi ezip geçmenize neden olabilir. Bence bir düşünün! Kalan da giden kadar suçludur…

İLLaki Aşk

09 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

Neresinden baksan aşka çıkıyor hayatın yolları, kimsesizliği öğrenince insan. Kaç yaşında olursan ol, hangi şartlarda yaşarsan yaşa, içine bir sızı gelip yerleşiyor. Yokluğunu öğrenmeden varlığının değeri anlaşılamıyor.

İllaki Aşk!

 

İllaki Aşk!

Kalbimizi ne kadar eğitebildiysek, ne kadar yakın durduysak iyiye, güzele, o kadar alıyoruz karşılığını. Her can acısına isyan ediyoruz ama bizi nasıl büyüttüğünü düşünmüyoruz.

Sevmeyi şartlara bağlayanlar, çıkarlarını düşünerek yanlış seçimleri onaylayanlar, zaman geçtikçe anlayacaklar ne büyük bir yalanın içinde yaşadıklarını. Evren kötülüğe, sömürüye, kendinden başkasını düşünmeyene geçit vermeyecek. Gün gelince yüzüne vuracak yalınlığını ve aşk hep kazanacak sonunda.

Aşk kendi dilini yaratır. Irkı, yaşı, farklılıkları siler atar. Sevmekle başlar hayat dediğimizde aslında ve kimse gerçek bir sevginin tadına varmadan gerçekten yaşamış sayılmaz. Hepsi bir balon köpüğünden öteye gitmeyen sahtekar aşıklar, zamanı gelince bir duvara çarpar gibi hızla vururlar gerçeğe ve ne kadar boşuna geçirdiklerini anlarlar bir ömrü.

Gece yarısını çoktan geçmiş bu karanlık saatte, ben bu satırları yazarken, kim bilir kaç yürek aşk için dua ediyor? Kaç gönülden, dillenmiş yalnızlık acısının gözyaşı yükseliyor gökyüzüne? O anlarda duruyor ne varsa, kuşlar, çiçekler, ağaçlar susuyor. Dilekler yıldızlara ulaşana kadar sessiz kalıyor doğa, yapraklar hüzünle sallanıyor.

Aşkı anlatmayan şarkıların notaları suskun, şiirlerin boynu bükük duruyor. İçinde sevgi olmayan ne varsa, silinip gidiyor. Kendini ancak ve yine aşkla var edebiliyor insan, ancak o zaman anlam kazanıyor nefes almak.

Birileri kendince mutlu gözükse de uzaktan, yüreğine sevmeyi öğretememişse, sonunda mutsuzlukla tanışıyor. Öfkeleniyor doğa sevgisizliğe, kendi düzenini uyguluyor. İnsan ektiğini biçiyor velhasıl, kimse bedeli ödemekten kaçamıyor.

Ne kadar umutsuz dursa da günümüzde aşk, yine o kurtarıyor dünyayı. Gönül yalnızlığı, sessizliğiyle terbiye ediliyor. Er ya da geç hepimize vuruyor aşkın tokadı, o zaman biraz silkelenip kendimize geliyoruz. İçimiz acıdıkça, kalbimiz sızladıkça büyüyoruz. Acılarla olgunlaşıyor insan, anlamayı öğreniyor.  Yerine koymayı, sahip çıkmayı, tevazu göstermeyi, egolarından kurtulmayı, iyiden yana durmayı, haksızlık etmeyi, bedel ödemeyi, ders çıkarmayı ancak böyle öğreniyor. O yüzden her defasında hiç yılmadan aşk diyorum, illaki aşk…..

Bay Mükemmeli Arayanlar!

09 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

Yalnızlık kimse için hoş olmasa gerek, kim sevdiğinin gözlerine uyanmak istemez ki? Bir sevdaya tutunmak, hayatın zorluklarına göğüs germeyi kolaylaştırır.

Bay Mükemmeli Arayanlar!

 

Bay Mükemmeli Arayanlar!

Gecenin yarısında kabusla bölünen uykuların korkusunu, salona gidip televizyon karşısında sızarak mı atlatmalı? Kendinizi güvende hissettirecek bir kolda yeniden uykuya dalmak, daha huzurlu değil mi? Neden bu kadar insan yalnız ve mutsuz?

Erkekler, istedikleri gibi bir kadın bulamadıklarından yakınırlarken, kadınların durumu da hiç farklı değil. Günümüz şartları o kadar zor ki, para ister istemez öncelikler listesinde ilk sıraya oturdu. Hepimiz durmadan çalışıp, elimize geçen parayı standart ihtiyaçlarımıza yetiştirmek derdindeyiz. Eskiden rahatça yaptığımız harcamalar, artık lüks oldu. Durum böyle olunca da, beklenen beyaz atlı prensin atı, yerini maddiyatla değiştirdi.

Doğruluk payı yok değil. Düşününce, tek başına aşk karın doyurmuyor elbette, ancak sıkıntının başladığı yer, aranılan Bay Mükemmel’in yüreğimizden başka her yere hitap edebilmesi isteğidir.

Önceliği paranın aldığı bir erkek tanımında, bir kadının mutlu olması uzun vadede mümkün değil gibi geliyor bana. Öyle olsa, tüm zenginler çok mutlu olmaz mıydı? Huzur, sevgi ve güven, maalesef parayla satın alınabilen değerler değildir.

Filmlerde gördüğümüz erkekler, dizilerde önümüze sürülen model adamlar gerçek hayatta yoklar. Her akşam elinde çiçekle gelip, haftada bir pahalı hediyeler alan; elini sıcak sudan soğuk suya sokturmayan; her gece iltifatlar yağdırarak evin içinde en şık haliyle oturan; her özel gününüzü bir festival gibi kutlayan, gözlerini gözlerinizden ayırmadan sabaha kadar şiir okuyan, her sevişmeyi bir tören gibi yaşayan, ihaneti hiç aklından geçirmemiş, tüm ömrünü sizin mutluluğunuza adayan, detay atlamayan, her sorunu konuşarak çözen, elinize kredi kartını verip yurt dışında alış veriş yapmanızı isteyen, kariyerinizi destekleyip size tüm iş imkanlarını sağlayan, maçı ve erkek arkadaşlarını sizin uğrunuza feda eden, hem sahiplenip hem özgürlüğünüze karışmayan, yeterince kıskanç ve gerektiğince duygusal, ince düşünen, zarif ve duyarlı bir adam arıyorsanız, daha çok arayacaksınız demektir. Böyle bir adam, Bay Mükemmel lakabını fazlasıyla hak etmesine rağmen, gerçek olma ihtimali çok düşüktür.

Yukarıda saydığım özelliklerin birkaçını barındıran bir erkek, mükemmele en yakın olanıdır. Böyle birini bulduysanız, sevdiğinize dört elle sarılın ve sahip çıkın. Ötekisi ancak Alice Harikalar Diyarı’nda bulunabilir.Ayrıca çuvaldızı kendimize batırmak gerekirse, böyle bir adama sahip olmak için, kadın olarak bizim hangi sıfatları taşımamız gerekecek?

Beklenen Sevgiliye Mektup

08 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

Beklenen Sevgiliye Mektup….

Zaman sensizlikle karışınca, adı yalnızlık oluyor. En çok sözlerini özlüyorum, bir de tebessümünü. Aklıma geliyor hiçbir şeyden mutlu olmayıp sürekli söylendiğin anlar, bir çocuk gibi dünyaya bakıp anlamayışın insanları, gülümsüyorum.

Beklenen Sevgiliye Mektup….

 

Beklenen Sevgiliye Mektup….

Yokluğunun ağırlığı bilemezsin. En çok geceleri zor oluyor dayanmak. Susuyorum, sustuklarımı yazıyorum. Yazdıkça büyüyor hasretin, gelip yüreğimin üstüne oturuyor. Sen bensiz belki mutlusun ama bana sensizlik çok koyuyor.

Hep kenarında duruyorum hayatın, korkuyorum sensizlik itecek gün gelince beni aşağıya. Kuşatılmış bir şehir gibi, senden görünmez duvarlarla sarılı dört bir yanım, üşüyorum. Bazı geceler yağmur başlıyor, çatıya düştükçe damlalar sesleri büyüyor, ürküyorum. Yanımda olsan, sarılsam, güven duysam, olmaz mı? Olmaz, biliyorum. Biz bir türlü olamıyoruz. Bizden daha büyük olan şey, neyse o, engelliyor ikimizi, birbirimize tutunamıyoruz şu mahzun gece yarılarında.

Sarhoş kavisler çiziyor rüyalarım, bir sana, bir yalnızlığıma çarparak kabuslarla uyanıyorum. Geniş ama zor bir yolda yürürken, bir anda bitiyor sokaklar, düşlerimde bile sana ulaşamıyorum.

Sevgiye bir küçük yer açmak ne kadar zor, ne kadar yosun tutmuş ki kalplerimiz, üstüne basan kayıp düşüyor. Garip değil mi? Ateşi bulan, ampulü keşfeden, bilgisayarı icat eden insanoğlu, iş aşka gelince şaşıp kalıyor. Formülü yok hasretin, ihanetin ilacını kimse bulamıyor. Şarkılarda dillendiği gibi, doktorlar bu derde çare olamıyor.

Seninle olmak güzeldi, sevmek seni bütün ihtimalsizliklere rağmen, her defasında başka bir umutla ve oluruna bırakarak hayatı, kanıp sana gitmek güzeldi. Şimdi ne varsa içimi yakan, hepsi biraz da tebessüm barındırıyorsa içinde, seni sevmeyi becerebildiğimdendir.

Sonrasızlığını bilerek, dön diyemem. Aklım alsa ruhum itiraz eder. Tuhaf bir aşk sana hissettiğim, biteceğini bilerek, kırarak inadımı kalbin pusulasını sana çevirmek, biraz anlamsız değil mi? En azından dışarıdan böyle görünüyordur. Bence değil! Tam da tersi biraz mucizevi aslına bakarsan ve takdir bile hak eder. Birlikte uyunacak bir hayat üstüne hayaller kurarak yaşamak kolaydır. Önemli olan, her an gelmeyebileceğini bildiğin bir sevdaya böylesine tutunmaktır. Seninle hiç garantim olmadı benim. Her yeni gün, gidecekmişsin gibi uyandım. Sonunda gittin ama bitmedin. Bir de bitseydin içimde, ne kolay olurdu tüketmek şu aşkı. Olsun! Sen ömrümün gurursun çünkü kalbime sevmeyi öğrettim. Sen ister yanımda ol, ister olma, yüreğim sevda acısının madalyasını üstünde onurla taşıyacaktır. Bir insanı olgunlaştıran en önemli şey acıdır. Gönlüm büyüyüp daha da olgunlaştıkça hep seni anacak çünkü altında altın harflerle kazınmış imzan duracak…

Bırakma Beni

03 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

Üzgünüm Sevgi

02 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

 

Geçenlerde bir sevgi buldum yolda…
Aldım onu yerden yavaşça,
Çatlamıştı her yeri…
Tozlanmış… Yıpranmıştı.
Ellerimle dokundum yavaşça…
Ürkekçe içine çekildi birden
Gülümsedim… Sıcak ve içten,
Üstündeki tozları temizledim dikkatle
“Acaba?” dedim kendi kendime…
Acaba eski haline getirebilir miyim?
Dikkatlice çantama yerleştirdim,
Artık eve gitmeliydim…
Onu görmek, dinlemek…
Ona dokunmak istedim delicesine…
Eve gidip odama kapandığımda,
Oturdum önce çantamın başına.
Açmasam daha mı iyi olur acaba?
Ya… Ya daha da kırılırsa…
Ona dokunmamı istemezse
Ya da sevmezse beni!
Hayır, yine de görmeliyim.
Günlerce… Evet, günlerce dinledim Onu
Bir gece güldüm,
Bir gece ağladım yaşadıklarına.
Ve… Ondan sonraki her gece sadece ağladım.
Üzgünüm sevgi,
Yaranı kapatamayacağım kadar kırmışlar seni.
Üzgünüm sevgi,
Belki ölüm senin için olacakların en güzeli…
Üzgünüm sevgi,
Parça parça yaşatılamayacak kadar bütünselsin.
Ve, üzgünüm sevgi…
Çünkü sen,
Ya hep güzelsin doyana dek,
Ya da bir bilinmeyensin sonsuza dek…

Sevgi Neydi?

02 Kasım 2009 DesiRe  
Kategori: Şiirler

Sevgi Neydi?

Sevgi neydi? Sevgi, karşılık beklemeden sevmekti. Sevgi neydi? Sevgi, olduğu gibi sevmek, ‘ek’sileri artıya çevirmekti. .

Sevgi neydi? Sevgi, tutkuyla bağlanıp, zarar vermek değildi. . Sevgi neydi? Sevgi, kusursuz görmek ve şahsını sevmek degildi. Sevgi neydi? Sevgi, taparcasına sevmek, aşka çevirmek degildi

Sevgi neydi? sevgi, şevkat, muhabbet, merhametle yaklaşmak, korumak ve kollamaktı. Sevgi neydi? sevgiyi yaşayabilmek ve seni çok seviyorum sözcügünü söylemekti….

Sonraki Sayfa »


sohbet sohbet Google Seni Seviyorum
Sitemap