Aldatılıyormuyum ?
Yazan: admin 09 Şubat 2010
Kategori: Cinsel Yaşam, Şiirler
aldatıldığınızı nasıl anlarsınız eşinin aldattığını nasıl anlarsın aldatıldığını anlamak aldatildiğini nasil anlarsin
Birlikte olduğunuz sevgiliniz ya da bir hayatı paylaştığınızı sandığını eşiniz sizi aldatıyor mu? Peki nasıl anlayacaksınız? İşte yolları…
1- Sevgiliniz içindeki suçluluk duygusunu bastırmak için sizin isteklerinize her zamankinden fazla duyarlılık gösterir. Özellikle diğer ilişkisinin ilk dönemlerinde…
2- Böyle bir alışkanlığı olmasa bile size sık sık hediye almaya başlar. Bu davranışının dikkat çekmemesi için de her hediye
3- Günlük hayatındaki alışkanlıklarını değiştirir ya da yeni hobiler edinir.
4- Yaşadığı duygusal karışıklık nedeniyle olur olmaz nedenlerden kavga çıkarabilir.
5- Ona daha şefkatli yaklaşmanız için sadece sizin yanınızda depresif bir tavır takınabilir.
6- Sizinle çeşitli bahanelerle daha az konuşmaya ve zaman geçirmeye başlar. Bu sayede daha az açık vereceğini düşünür.
7- Uykusunda sık sık kabus görebilir. Bir çok geceyi bu nedenle uykusuz geçirebilir.
8- Müzik, sinema gibi alanlarda zevkleri değişebilir. Daha önce nefret ettiği türleri beğenerek takip edebilir. Bu seçimlerden yeni ilişkisinin zevkleri hakkında fikir verir.
9- Kendisini birden çok beğenmeye başlayabilir. Zamanını eskiye göre daha çok ayna karşısında geçirir.
10- Sizi ya da ilişkinizi başkalarıyla kıyaslayabilir. Bu artık sizin tek olmadığınızı düşündüğünü gösterir.
11- Artık hiçbir eleştiriye tahammülü kalmayabilir. Sürekli kendini savunma tavrını takınabilir.
12- Eve geç gelmeye başlar. Evdeki sorumluluklarını ya da eskiden düzen konusunda önem verdiği konuları atlayabilir.
13- Sizin nasıl göründüğünüzle artık daha az ilgilenir. Saçınız ya da kıyafetlerinizle ilgili yorum yapmaz.
14- ‘Seni seviyorum’ demeyi bırakır.
15- Sizin ona yaptığınız sürprizler karşısında eskisi gibi coşkuyla tepki vermez. Bu içinde suçluluk duygusundan kaynaklanır.
16- Kendisini başkalarıyla kıyaslaması da size olan ilgisini kaybetmeye başladığını gösterir.
17- Telefonunda arama listesi ve mesaj kutusunu sürekli boş tutmak gibi önlemler alabilir.
18- Birden bire arkadaşlarıyla her zamankinden daha fazla vakit geçirmeye başlar
19- Saçınızı okşamak gibi şefkat gösterilerini bırakır.
20- İlişkinizin geleceği hakkında evlilik, ev alma gibi planlar hakkında konuşmamaya başlar.
21- Birden bire kişisel uğraşlara vakit ayırmaya başlar. Kitap okur, film izler…
22- Aranıza yatak odanızda da mesafe koyar ve bunun için bahaneler sıralar.
23- Yaptığı şakalar sizi güldürmekten çok kırmaya başlayabilir, eski hoş sohbet tavrı kalmaz.
24- Çiftlerin yapışık ikizler olmadığını öne sürerek kendi özel sınırlarını korumak adı altında sizden uzaklaşır.
25- Rüyasında başka isimler sayıklayabilir.
26- Yakın çevrenizden sürekli ilişkiniz hakkında uyarı alıyor musunuz? Sizdeki değişim en iyi dışardan bakan objektif gözler tarafından görülür.
27- Sizin artık kendisiyle ilgili sorular sormanıza tahammülü kalmaz. Neredesin sorusu onu bir anda sinirlendirmeye yeterli olur.
umarım yeterli olmuştur bu bilgiler…..
Cinsel Sohbet Odaları
Yazan: admin 06 Şubat 2010
Kategori: Cinsel Yaşam, Sohbet Odaları
Evet Arkadaşlar başlıktanda anlatığımız gibi cinsellik sohbet odalarına hepiniz hoşgeldiniz.
Sohbet Odamızı açmamızın tek sebebi insanların internetten olan beklentileridir kimisi arkadaş kimisi sevgili kimisi aşk arar ve bu odadakilerde cinsellik ister.
Ama diğer odalarda olduğu gibi bu odamızdada küfür ve benzeri şeyler kesinlikle yasaktır. yasakların ihlalinde süresiz banla cezalandırılacaksınız. Şimdiden Hepinize iyi Sohbetler.
Cİnsel Sohbete Başlamak için TIkla
Dudaklarınızın Daha Güzel Görünmesi
Yazan: admin 17 Aralık 2009
Kategori: Cinsel Yaşam
Rujunuz dudak kenarlarınıza mı taştı?
Önce çubukla taşan kısımları temizleyin; sonra pamuklu çubuğun ucuna bir parça fondötene batırıp lekeleri kapatın pudralayın rujunuzu yenileyin.
Rujunuza kalıcılık
Rujunuzu sürmeden önce dudaklarınıza biraz fondöten sürüp pudralayın. Bir kat ruj sürün fazlasını almak için iki dudağınızın arasına bir kağıt mendil koyup dudaklarınızı bastırarak kapatın 2.katı uygulayın.
Rujunuz dişlerinizi mi boyuyor?
Kötü bir görüntü ama önlemi çok kolay: rujunuzu sürdükten sonra baş parmağınızı ağzınıza koyun (çocukların parmak emdiği gibi) ve dudaklarınızı sıkıca kapatın. Rujunuzun fazlası parmaklarınıza çıkacaktır.
Rujunuzu belirginleştirmek için
Ruj renginize uyumlu bir dudak kalemiyle tüm dudağınızı boyadıktan sonra rujunuzu uygulayın. Daha belirgin ve çarpıcı bir renk elde edeceksiniz.
Parlak dudaklar
Pek kalıcı olmayan dudak parlatıcılarının yerine dudaklarınıza vazelin sürün. Hem parlaklık daha kalıcı olacak hem de dudaklarınız yazın güneşinden kışın da soğuğundan korunmuş olacak.
Çok doğal bir görünüm için
Dudağınızın doğal kırmızısına çok yakın bir ruj rengi seçin. Ruju sadece alt dudağınıza sürüp dudaklarınızı birbiri üstene kapatıp sıkın. Üst dudağınıza geçen ruju parmağınızın ucuyla hafifçe yayın
Kolay Doğum için Öneriler
Yazan: admin 17 Aralık 2009
Kategori: Cinsel Yaşam
Kolay Doğum Önerileri
Bakımlıyız.Com – Kolay doğum için yapılması gerekenler
-Ağrılarınız başladıktan sonra sıvı gıdaları tercih edin. Bağırsaklarınızın boş olması doğumu kolaylaştırır.
-Hastaneye gitmeden önce ılık bir duş alarak rahatlayın.
-Sularınız geldiyse ayakta durmayın en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
-Korkmayın. Korku ve endişe ağrılarınızın düzenini bozarak doğumun uzamasına neden olur.
-İki ağrı arasında düzenli nefes alıp vererek kendinizi ve bebeğinizi rahatlatın.
-Zamanı gelmeden ıkınmayın.
-Derin derin nefes alın. Sancı geldiğinde ağzınızı kapatın çenenizi göğsünüze dayayıp ellerinizle bir yerden (doğum masası veya yatağın kenardan) destek alarak bütün gücünüzle aşağıya doğru ıkının.
-Bebeğinizin başı doğuncaya kadar ıkınmalara devam edin.
-Bebeğinizin doğmasıyla doğum olayı henüz bitmemiştir. Sıra plasentanın (eşin) doğumuna gelmiştir. Bu safhada fazla ağrı hissedilmez.
-Karnınıza yapılacak masajla eşin ayrılması kolaylaşır.
-Derin derin nefes alın.
-İlk yarım saat içerisinde bebeğin eşi ayrılacaktır.
-Böylece doğum olayı sizin de yardımınızla sağlıklı ve kolay bir şekilde tamamlanmıştır.
-Doğumdan sonra rahim eski haline dönmek için kasılır. Buna bağlı olarak da karnınızda hafif sertlik ve ağrı oluşur. Bu durum normaldir. Karnınıza yapacağınız hafif masaj rahimin çabuk toplanmasını sağlayarak doğum sonu kanamalarını azaltır.
-Doğumdan sonraki ilk yarım saat içerisinde bebeğinizi emzirmeye başlayın. Bu hem doğum kanamalarını azaltır hem de bebeğinizle aranızda iyi bir bağ kurar.
UNUTMAYIN !
Cinsel İlişkiden Sonra Kanama
Yazan: admin 17 Aralık 2009
Kategori: Cinsel Yaşam
Bazı kadınlarda cinsel ilişkiden hemen sonra veya ertesi günü hiç beklenmedik bir şekilde kanama görülebilmektedir. Bu durumun en muhtemel nedeni rahim ağzında klamidya adı verilen bakterinin ve diğer bazı etkenlerin yarattığı rahim ağzı enfeksiyonlarıdır.
Servisit olarak tanımlanan rahim ağzı enfeksiyonlarının tedavi edilmesi gereklidir. Tedavinin ihmali sonucunda rahim ağzı yaraları oluşmakta olup yaranın varlığı jinekolojik muayene ile kolayca tespit edilir.
Adet dönemine denk düşen günlerde ilişki sonrası fark edilen kanamanın sebebi aslında henüz başlamakta olan ve daha vajina dışına kanın akmamasından dolayı anlaşılamayan normal adet dönemi de olabilir. Bu nedenle bu dönemde ara kanamanın hemen ardından âdetin başlayıp başlamadığı takip edilmelidir.
Rahim ağzında kanser öncüsü lezyonlar veya rahim ağzı kanseri ilişki sonrası kanama şeklinde belirti verebilirler. Bu nedenle ilişki sonrası kanama da ciddiye alınması gereken bir belirtidir.
İlişki sonrası kanama şikâyeti ile başvuran hastalarda göz ile yapılan jinekolojik muayenede rahim ağzı temiz görülse bile pap smear olarak adlandırılan rahim ağzı kanseri tarama testi mutlaka yapılmalıdır.
Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması vajina duvarında incelmeye ve kuruluğa neden olmaktadır. Vajinal atrofi olarak tanımlanan bu durum ilişki sonrasında görülen kanamaya yol açabilir. Atrofiye bağlı kanamalarda lokal östrojen tedavisi yeterli olmaktadır.
Servikal polip olarak tanımlanan rahim ağzı poliplerinin varlığında da ilişki sonrası kanama görülür. Polipler iyi huylu olup et beni olarak bilinirler. Basit bir müdahale ile polipin alınması problemi çözer.
Gerdek Gecesinde Cinsel ilişki
Yazan: admin 17 Aralık 2009
Kategori: Cinsel Yaşam
Uzun yıllar hayalini kurduğunuz mutlu evliliğin ilk eylemi olan gerdek gecesi cinselliği her zaman genç kızların aklına soru işaretleri ve korkular yerleştirmiştir. İlk gecede ağrı olur mu? Ağrısız bir ilk gece cinsel ilişkisi için nelere dikkat edilmeli? Hangi pozisyonlar ilk gece için daha uygundur? İşite cevaplar…
İlk gece için uzmanlarca tavsiye edilen pozisyonlar şu şekilde sıralanabilir…
1. Erkek üstte cinsel ilişki pozisyonu
Herkes bu klasik pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze. Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı.
Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasta olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını göğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda göğüslerine erişebilir.
Bu pozisyonda bir kaç varyasyon söz konusudur.
İlki; kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik pozisyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, çoğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.
İkincisi; kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.
2. Kadın üstte cinsel ilişki pozisyonu
Bu pozisyon çok tavsiye edilir, çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dimdik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.
Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.
3. Otururken cinsel ilişki pozisyonu
Bu pozisyon, ancak yavaş seks için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.
4. Ayaktayken cinsel ilişki pozisyonu
İlk etapta çabucak seks yapmayı anımsatır. Bu pozisyonda başarılı olabilmek zordur. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.
Bu pozisyonun başka bir varyasyonu da kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.
5. Yan yanayken cinsel ilişki pozisyonu
Bu pozisyonların hepsi erkek üstte pozisyonu gibidir; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.
6. Arkadan cinsel ilişki pozisyonu
Burada kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de “erkek egemenliğini” vurgulayan bir pozisyon olması.
Bazılarının bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması ve gücün
Gebelik Sonrası Cinsel İlişki
Yazan: admin 17 Aralık 2009
Kategori: Cinsel Yaşam
Gebelik döneminde cinsellik konusunda bilgilenme ve bilgilendirme alışkanlığının olmaması, yanlış inanış ve gereksiz korkulara neden oluyor. Oysa hamilelik döneminde de sorunsuz bir şekilde cinsel hayat devam edebilir.
Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Altuğ Semiz, “Gebelikte cinsel yaşam “hakkında bilgi verdi.
Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Psikolojik ve bedensel çok sayıda değişimin izlendiği bu dönemde kadının bir takım alışkanlıklarının da değişmesi ve yeni bir yaşam biçimini benimsemesi doğal bir adaptasyon şeklidir.
Bununla beraber yaşanan bu sürece uyum adına yapılanların, yanlış bilgilenmeler yüzünden, henüz var olmakta olan bebeği korumak adına takıntı halini alması doğru ve açık bilgilendirme ile engellenebilir. Burada hekim-hasta ilişkisinin net ve anlaşılır kurulması gebe ve eşini rahatlatmakla beraber; gelişmekte olan bebek için her koşulda en doğrunun yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.
Özellikle cinsellik konusunda bilgilenme-bilgilendirme alışkanlığından yoksun yani bizimki gibi toplumlarda gebelikle beraber cinselliği konuşmak daha da zor bir hal almakta ve bu da bilginin, yerini yanlış inanış ve gereksiz korkulara bırakmasına neden olmaktadır.
Cinsel hayat sona ermeli mi?
Nedir doğrusu? Gebelikle beraber cinsellik sona ermeli mi, yoksa cinsel hayatın devamı aynen mümkün müdür?
Hamileliliğin ilk dönemlerinde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir!
Hamilelik, embriyonun ana rahmine düşüp tutunması ile başlar. Bu dönem kadının henüz gebe olduğunu bilmediği ancak aslında sürecin başladığı bir dönemdir. Gebelik teşhisine kadar geçen sürede – ki bu 2-3 hafta kadar bir zamanı içerir- kadınlar hamile oldukları bilgisinden bağımsız, normal hayat rutinlerine devam etmektedir. Haliyle cinsel hayatları da her zamanki şeklindedir. Bu esnada yaşanan cinsel ilişkiler aslında gebelik adına en riskli dönem olmasına rağmen gebeliğin başlaması adına bile bir risk teşkil etmezler.
Hamilelik teşhisi konulduktan sonra da cinsel ilişkiye devam etmemek bu nedenle de gereksiz bir tedbir sayılabilir. Embriyonun oturduğu rahim boşluğu ile ilişkiye girilen vajina aynı organ değildir. Vajina kubbesi ile rahim boşluğu arasında anatomik ve kimyasal bariyerler mevcuttur. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında bebeğe zarar vermek söz konusu olamaz.
Ancak ilişkinin gerek travmatik gerekse kimyasal açıdan ilk üç ay içerisinde düşüğe yol açıp açmaması yine de bilimsel açıdan da bir merak konusu olmuş ve bu konu üzerine bilimsel çalışmalar da yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda başka nedenlere bağlı olarak düşük tehdidi olmayan kadınların cinsel ilişkiye girmesinin düşük olasılığını artırmadığı kanıtlanmıştır. Bu nedenle de eğer gebeliğinizde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir.
Gerektiğinde psikolojik destek alın
Gebeliğin ilk üç ayında anne adayında genel olarak bir halsizlik, uyku hali, mide bulantısı mevcuttur. Bu agresif değişimler anne adayının cinsellikten uzaklaşmasına ve isteksizliğine neden olabilmektedir. Bu çok doğal ve aynı zamanda geçici bir süreçtir. Anne adaylarının çok az bir kısmında bu isteksizlik altta yatan başka nedenlere bağlı olarak devam edebilir. Bu durumlarda çiftlerin birbirine açık, yardımcı ve anlayışlı olması sürecin daha kolay geçirilebilmesini sağlamaktadır. Çiftin zorlandığı durumlarda psikolojik destek alınması ilişkinin geleceğinde sorunun devam etmesini engelleyebilir.
İlerleyen dönemde ilişki sayısında sınırlama yok
Gebelik ilerledikçe anne adayının hormonal dengesinde de değişiklikler olmaktadır. İlk 12- 14 hafta hamileliğin en zor geçirilen dönemiyken sonrasında anne adayı çok belirgin rahatlayacaktır. Vücudunda hissettiği genel halsizlik, bulantı gibi şikayetler biter. Dahası değişen hormon dengeleri ile çok daha enerjik, mutlu ve heyecanlı bir hal alır. Bu dönemler kadınların gebelik döneminde libidosunun en yüksek olduğu dönemlerdir.
Genital bölgedeki kanlanma artışı sayesinde daha kolay uyarılır ve daha kolay orgazma ulaşabilir. Bu libido artışı tamamen normaldir. Ve cinsel ilişkiye girmenin bu dönemde de herhangi bir zararı olmadığı gibi ilişki sayısında bir sınırlamada yoktur. Çiftler, birbirinin ihtiyaç ve talepleri konusunda anlayışlı ve sabırlı davranarak, istediklerini yaşayabilirler.
Orgazm anne ve bebek için risk oluşturmaz
Bu konuda yanlış bilgilenmelerden biri de orgazm olmanın bebek ya da anne sağlığı açısından bir risk teşkil edebileceği düşüncesidir. Orgazmın kadın vücudunda nelere sebep olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Bununla beraber, yine uzun zamandır gebe kadınların orgazm yaşamaları sırasında ve sonrasında bedeninde oluşan değişiklikler bilimsel açıdan bilinmektedir. Gebe kadının orgazm olmasının bebeğe ya da kendine hiçbir zararı yoktur.
Orgazm sonrası genel bir rahatlamadan sorumlu olan endorfin salgısının, bebeğin de yararına olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle cinselliği hem en istekli hem de en rahat yaşayabileceğiniz ikinci üç aylarda bu konuda çok rahat olabilirsiniz. Ayrıca gebeliğin bu ayları kendinizi en çekici hissettiğiniz döneminiz olduğundan partnerinizle olan cinsel hayatınız için çok renkli ve değişik deneyimler de söz konusu olabilir.
Cinsel ilişki erken doğuma neden olmaz
Hamileliğin son dönemlerinde anne adaylarını en çok yoran şey karnında giderek büyüyen bir ağırlık taşımak ve beraberinde gelen ödemin yıpratıcı etkileridir. Bu dönemde ve özellikle doğuma yakın zamanlarda anne adayları kendilerini daha hareketsiz kılar ve kötü hissetmeye başlarlar. Çoğu kez gebelerin aklına cinsellik gelmemektedir. Üstüne üstlük bu dönemlerde cinsel ilişkinin erken doğuma neden olabileceği de sıkça karşılaşılan bir düşüncedir.
Ancak genel kanının aksine cinsel ilişki varlığı ya da sayısının erken doğumla bir ilişkisi saptanmamıştır. Gebeliğin doğuma yakın zamanlarında da cinsel ilişkiye girilebilir. Burada en başta yaşanan sorunlardan biri bebeğin varlığından kaynaklanan cinsel birleşmede teknik yetersizlik olabilir. Bu sorunu cinsel birleşme pozisyonunda farklılık yaparak aşmak mümkündür ve bebeğe herhangi bir zarar verme olasılığı yoktur.
Gebelik kadın için en güzel özgün deneyimdir
Sonuçta hamilelikte cinsel ilişkinin bebeğe ya da anne adayına en ufak bir zararı bulunmamaktadır. Eğer anne adayının bu duruma engel bir problemi varsa ya da yüksek riskli bir gebelik mevcutsa bu durum hekiminiz tarafından size bildirilecektir. Bütün bunlardan önemlisi gebenin kendi durumu hakkında hekimden bilgi alması ve gebelikte yapabileceklerini kendine özgü belirlemesidir.
Herhangi bir tıbbi probleminiz bulunmadığı koşullarda cinsellik yaşamaktan çekinmenize hiçbir neden bulunmamaktadır. Gebelik, hayatınızı devam ettirebileceğiniz ve kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve özgün deneyimdir. Bu muhteşem döneminizde cinselliğinizi de sınırlamanız gerekmeyecektir.
Cinsel hastalıklar
Yazan: admin 17 Aralık 2009
Kategori: Cinsel Yaşam
Günümüzde pek çok nedenden dolayı cinsel yolla bulaşan hastalıklarda önemli bir artış olduğunu belirten uzmanlar, yeterli tedavi uygulanmadığında önemli sonuçlar doğurabilecek bu hastalıkların en çok kadınları etkilediğini söylüyor.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, Türkiye’de erken yaşta cinsel temas ve çok eşliliğin artmasının cinsel hastalıkları artırdığını söyledi.
Prof. Dr. Buyru, cinsel yolla bulaşan hastalıkların en önemli sonucunun kadının üst genital organlarında oluşan infeksiyon, yani ”Pelvik inflamatuar” olduğunu ifade ederek, bu hastalığa neden olan risk faktörlerini, ”mevcut cinsel temasla bulaşan hastalık, daha önce geçirilmiş infeksiyon, erken yaşta cinsel temas, çok sayıda partner ve alkol kullanımı olarak” sıraladı.
Buyru, ”Pelvik inflamatuar tekrarlayabilen bir hastalık. İlk görüldüğünde kısırlığa yola açma oranının yüzde 8, ikinci tekrarında yüzde 20, üç veya daha fazla geçirilmiş bir infeksiyonda yüzde 40′a çıkıyor.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için mutlaka prezervatif kullanmak gerekiyor. Türkiye”de de erken yaşta cinsel temas ve çok eşliliğin artması cinsel hastalıkları çoğalttı” şeklinde konuştu.






